DOLAR 39,9043 ▲ %0,01
Bursa
Weather Icon  24 °C
Sebla Pamir Güler

Sebla Pamir Güler

seblapamir@gmail.com

Tüm Yazıları

Deprem Artık Hayatımızın Bir Parçası

Giriş: 17.11.2025 10:29 | Güncelleme:
Paylaş

Deprem olmadan depremi hissetmek…Belki de tam olarak yaşadığımız şey bu. Bursa’da son haftalarda hepimiz aynı tuhaf hissin içindeyiz:Sanki yerin altında biri gizli gizli halıyı hafifçe çekiyormuş gibi…

Deprem Artık Hayatımızın Bir Parçası

Bazen gerçek bir sarsıntı yok ama içimizde küçük bir alarm hep açık.

Evde bir sessizlik olsa hemen kendimizi yokluyoruz:

“Bir an sallandı gibi mi oldu sanki… yoksa ben mi kuruyorum?”

 

Avize minicik kıpırdasa “Rüzgârdandır…” diye kendi kendimizi avutuyoruz ama o tesellinin altından ince bir tedirginlik yatıyor.

Fark etmeden hepimiz gergin bir bekleyişin içine yerleşmişiz.

 

Aslında hepimiz, depremle yaşamayı farkında olmadan öğreniyoruz.

Zor bir ders, kötü bir öğretmen…

Kaçış da yok.

Sonunda mecburen, adım adım doğruyu öğreniyoruz…

İstesek de istemesek de.

 

 

6 Şubat’ın Bıraktığı Büyük Boşluk

 

6 Şubat hepimizde derin, kelimelerle tarif edilemeyen bir boşluk bıraktı.

O gece sadece binalar değil; güven duygumuz, alışkanlıklarımız, “ev” hissimiz bile çöktü.

Ev dediğimiz yerin ne kadar kırılgan olduğunu bir gecede hep birlikte öğrendik.

 

Bugün çocuklarımız gözümüzün içine bakarak soruyor:

“Anne, bu deprem miydi?”

Onları sakinleştirmeye çalışırken aslında kendi içimizdeki fırtınayı bastırıyoruz.

 

Yeni Normalimiz: Tedirginlik Ritüelleri

 

Ama insan garip…

En ağır gerçekle bile yaşamayı bir şekilde öğreniyor.

Biz de öğrendik.

 

Evde artık yeni bir alışkanlığımız var:

Avize radar sistemi.

Sanki her eve mini bir Kandilli Erken Uyarı Merkezi kurduk.

Bir santim oynasa, “Dur bakayım sosyal medyaya, ne olmuş?” diye bakıyoruz.

Kulağa komik geliyor ama bu hâlimiz aslında kaygıyla baş etme yöntemimiz.

Gülüyoruz çünkü başka türlü altından kalkmak zor.

 

Ve tabii bir de erken uyarı uygulamaları var…

Kurunca kendimizi daha güvende hissedeceğimizi düşünüyoruz; belki de o 15 saniyelik uyarı hepimizi aynı anda kurtaracak diye içimizden geçiriyoruz ama işin ilginci şu:

Gecenin bir yarısı uygulama bir anda ötmeye başladığında hepimiz küçük bir çaresiz ördek yavrusuna dönüyoruz.

Ekrana bakmaya çalışıyoruz, gözümüz uykulu, bassan kapanmıyor, elimiz ayağımız birbirine dolanıyor…

Saniyeler uzuyor, nefes daralıyor, kalp hızlanıyor.

Şehirce ne doğru ne yanlış, ipin ucu iyice kaçtı sanki.

 

Peki Balıkesir’de Neler Oluyor?

 

Son günlerde Balıkesir’de arka arkaya yaşanan sarsıntılar tansiyonu iyice yükseltti…

Sadece orada değil; tam da bizim burada!

Endişe şehir sınırlarını aşan bir duygu hâline geldi.

Sahi, orada neler oluyor?

 

Haritalara, açıklamalara, uzman görüşlerine kilitlendik.

Oradaki insanların tedirginliği bizim yüreğimize de düşüyor; çünkü komşuluk böyle bir şey.

Korku da acı da çok hızlı yayılıyor.

 

Bir de uzman açıklamaları yok mu…dinledikçe kafalar iyice karışıyor:

“Nilüfer’in zemini riskli…”

“Şu bölgede bina stoku zayıf…”

“Osmangazi bildiğiniz gibi değil…”

“Yıldırım mı? Sakın sakın…”

“Bu fay böyle, o bölge şöyle etkilenir…”

 

Bir kısmı bilimsel, bir kısmı yorum, bir kısmı ihtiyatlı.

Ama hepimizin aklı aynı soruda:

“Biz ne yapacağız?”

 

Bilgi kalabalığı bazen korkudan daha çok yoruyor insanı.

 

Korkunun ecele faydası yok, ama tedbir almak insana yine de bir nebze iyi geliyor.

Deprem çantası hazırlamak, eşyaları sabitlemek, binanın durumunu öğrenmek…

Bunlar panik değil; bu coğrafyanın mecburiyetleri.

 

Ama bir yandan da mizah hâlâ en güçlü ilacımız.

En azından gülümsemek, kaygının ağırlığını biraz olsun hafifletiyor.

 

“Yine avizeyi dinliyorum… gözlerim kapalı.”

 

Huzuru Birbirimizde Buluyoruz

 

Her şeye rağmen bize iyi gelen bir şey var: yalnız değiliz!

Aynı endişeyi yaşıyoruz, aynı soruları soruyoruz, aynı mesajları atıyoruz:

“Sana da mı sallandı?”

 

Bu bile bir tür dayanışma aslında.

Evet, deprem artık hayatımızın bir parçası.

Evet, kaygılıyız.

Ama aynı zamanda güçlü bir toplumun parçasıyız.

Birbirimize tutunmayı, korkuyu paylaştıkça hafifletmeyi biliyoruz.

 

Bazı sarsıntılar geçer…

Bazı sarsıntılar ise asla yoktur…

Duaımız ise hep aynıdır..

Rabbim toprağa sakinlik, bize de dinginlik versin. Amin...


Sebla Pamir Güler

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları

Diğer Yazarlar

Ahmet Kömbe
Ayberk Barboros
Cansu Vatansever Tüfekçi
Ebubekir Yuca
Esra Yalçın Ünal
Muratt Mat
Sebla Pamir Güler
Sedef Kömbe Yuca

Haber Arama