SON DAKİKA
Hava Durumu

EMEĞİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Yazının Giriş Tarihi: 29.04.2026 05:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.05.2026 13:14

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü namı değer İşçi Bayramı, alın terinin görünür olduğu, emeğin adının yüksek sesle söylendiği, unutulmuş vicdanların kapısının çalındığı bir gündür. Çalışmak, üretmek; insanın var oluşa attığı imzadır.

Ama gel gör ki, bu imzanın mürekkebi her zaman eşit dağılmaz.

Bugün grevde olan madenciler var. Yerin altındaki karanlık, bazen yerin üstündeki adaletsizlikten daha adildir. Çünkü karanlık en azından dürüsttür. Ama hak gasbı öyle mi? Görünmez, sessiz, sinsi… Bir ekmeğin içinden çalınan gramlar gibi.

Eskiden, hacca gidenlerin paralarının “helal” olması için gösterdiği hassasiyet anlatılırdı. Çünkü bilirlerdi ki, kutsal bir yolculuğun yükü yalnızca bavulla taşınmaz; vicdanla taşınır. Eğer bir başkasının hakkı varsa içinde, o para ağırdır. Ah nerde o kendi paralarını, madenci parasıyla değiştiren hassas insanlar? Hepsi mi o güzel atlarına binip gittiler?  

Bugün o hikâyeyi tersinden okumak gerekiyor belki de. Madencinin, işçinin, emeklinin hakkı gasp edilerek biriktirilmiş bir para; hangi kutsal kapıda kabul görür? Hangi dua, başkasının hakkıyla yükselir?

Üretmek ve kazanç, sadece bireysel bir erdem değildir. Toplumsal bir ahlaktır. Birinin hakkını vermek, sadece onun karnını doyurmaz; aynı zamanda toplumun ruhunu besler. Çünkü adalet, sadece mahkeme salonlarında değil; maaş bordrolarında, çalışma saatlerinde, insan onurunda yaşar.

Bir ömrü çalışarak, üreterek, vergisini vererek geçirmiş; şimdi ise hayatın kenarına itilmiş gibi yaşayan emeklilerimiz var. Yılların emeği, ay sonunu getiremeyen bir matematiğe dönüşmüş. Oysa insan, yaş aldıkça hafiflemesi gerekirken, neden daha da ağırlaşır yükleri? Bu yüklerin hafiflemesi nasıl mümkün?

İşçi Bayramı’nı kutlamak, çiçek vermek ya da slogan atmakla sınırlı kalmamalı. Asıl mesele, o günün ruhunu anlamak. Bir işçiye hak ettiği ücreti vermek, bir emekliye güzel bir gelecek sağlamak, bir madencinin sesini duymak… İşte bayram tam olarak burada başlar.

Emeğin değersizleştiği bir yerde, insan da yavaş yavaş değersizleşir. Çünkü insanı insan yapan, yalnızca nefes alması değil; üretebilmesi, katkı sunabilmesi ve karşılığını adilce alabilmesidir.

Belki de gerçek bayram, şu cümlede saklıdır:
Kimsenin hakkının kimsede kalmadığı bir dünya.

O gün geldiğinde, sadece işçiler değil, insanlık bayram eder…

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.