Sosyal medyada takip ettiğim, şahsen tanıdığım ve sevdiğim birçok gazeteci abimin yazdıklarını okudukça; oy hakkı dahi olmadığı hâlde sanki sandığa gidecekmiş gibi taraf olan, birbirini kıran insanları gördükçe bazen “İyi ki BTSO üyesi değilim.” diyorum.
Sonra Zirvede Sohbet programında ağırladığım konuklarla yaptığım sohbetleri, geçmiş dönemde siyaset ile ilgilenmiş, sonrasında iş hayatına atılmış iş dünyasının değerli büyüklerinden dinlediklerimi düşünüyorum.
Bu kez de “Keşke üye olsaydım…” diyorum.
Çünkü bu seçim bana göre sadece iki isim arasındaki bir yarış değil.
Bursa'nın önümüzdeki 10, 20 hatta 30 yılının nasıl planlanacağını konuşuyoruz.
Ve tam da burada İbrahim Burkay'a yalnızca bir BTSO Başkanı olarak değil, geride bıraktığı ve önüne koyduğu projeler üzerinden bakmak gerekiyor.
2013 yılında 16 makro projeyle başlayan bir yolculuğun bugün 60'ın üzerinde projeye ulaşmasından söz ediyoruz.
TEKNOSAB…
GUHEM…
BUTEKOM…
BURSA BUSİNESS SCHOOL…
MODEL FABRİKA…
MESYEB…
UR-GE projeleri…
Ve şimdi bunlara eklenen KOBİ OSB, TEKNOSAB Lojistik Park, Data Center, TEKNOSAB Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi…
Bunlar bir seçim döneminde hazırlanmış birkaç vaat değil.
Bunlar birbirini tamamlayan bir Bursa ekonomi vizyonunun parçaları.
Mesela TEKNOSAB Lojistik Park…
Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım bütçesinden, 300'ün üzerinde yükleme rampasından, 2 bin TIR kapasiteli park alanından, soğuk hava depolarından, yapay zekâ destekli altyapıdan ve limanlarla, demiryoluyla, otoyollarla entegre olması hedeflenen dev bir lojistik altyapıdan bahsediyoruz.
Bu projenin temel atma törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'ın bizzat katılması ve TEKNOSAB'daki bütüncül planlama yaklaşımına dikkat çekmesi de projenin ölçeğini ortaya koyan önemli bir gösterge.
Çünkü sanayi sadece fabrika kurmak değildir.
Ürettiğin malı dünyanın öbür ucuna hızlı, güvenli ve rekabetçi maliyetlerle ulaştıramıyorsan küresel oyuncu olamazsın.
İşte vizyon dediğimiz şey tam olarak burada başlıyor.
Bir diğer önemli başlık KOBİ OSB.
Bugün Bursa'da 8 binden fazla imalatçı KOBİ'nin önemli bir bölümü şehir içinde, dar alanlarda üretim yapıyor. Siparişi var, müşterisi var, büyümek istiyor ama yeni makinesini koyacak alan bulmakta zorlanıyor.
KOBİ OSB tam olarak bu soruna cevap vermeyi hedefliyor.
KOBİ'yi şehrin arasında sıkışıp kalmaktan kurtarıp; altyapısı, ulaşımı ve lojistik imkânları planlanmış yeni nesil üretim alanlarına taşımak…
Bence Bursa sanayisinin geleceği açısından üzerinde en fazla konuşmamız gereken projelerden biri budur.
Sonra UR-GE var.
BTSO'nun 50'den fazla UR-GE projesiyle şirketleri tek başına bırakmak yerine kümelenme modeliyle güçlendirmesi; firmaların dış ticaret kabiliyetlerini geliştirmesi, onları yeni pazarlarla ve uluslararası alıcılarla buluşturması ayrı bir vizyonun ürünüdür.
Çünkü üretmek kadar ürettiğini dünyaya satabilmek de önemlidir.
Şimdi bunun üzerine bir de Data Center vizyonu geliyor.
Dünyanın artık sadece petrolü, çeliği ya da otomobili değil; veriyi konuştuğu bir çağdayız.
Şirketlerin verisinin güvenli biçimde depolanacağı, siber güvenlik altyapısının güçleneceği ve Bursa'nın dijital ekonomide daha güçlü bir oyuncuya dönüşmesinin hedeflendiği bir Data Center projesinden söz ediyoruz.
Bana göre İbrahim Burkay vizyonunu anlatan şey tam da budur:
Bugünün sorunlarını çözerken yarının ihtiyaçlarını da bugünden görebilmek.
Bursaspor meselesine gelince…
Bursaspor bu şehrin en büyük ortak değerlerinden biridir.
Kim Bursaspor'a bir kuruş katkı sağlıyorsa Allah kendisine katbekat fazlasını nasip etsin.
Özer Matlı'nın ve Matlı Grubu'nun Bursaspor'a verdiği desteği de görmezden gelmek mümkün değildir. Stadyum isim sponsorluğu başta olmak üzere kulübe önemli katkılar sağlanmıştır ve bunun hakkını teslim etmek gerekir.
Ancak bir gerçeği de unutmamak lazım: NEDİR BU GERÇEK
Bursaspor'un yeniden ayağa kalkışını tek bir kişi ya da tek bir şirket üzerinden okumak, bu şehrin Bursaspor için ortaya koyduğu büyük dayanışmaya haksızlık olur.
Çünkü bu hikâyede Matlı Grup olduğu kadar; BTSO ve Sanayi kuruluşları, Uludağ İçecek, Bursa Büyükşehir Belediyesi Şirketleri, Doruk Hastanesi, ve daha birçok firma var. Nitekim İbrahim Burkay da 2025'teki destek toplantısında bu şirketleri tek tek anarak Bursa iş dünyasının Bursaspor'a birlikte omuz verdiğini ifade etmişti.
Dahası var…
BTSO öncülüğünde, organize sanayi bölgeleri ve Bursa iş dünyasının katkılarıyla Bursaspor için yaklaşık 60 milyon TL'lik ilave bir destek paketi açıklandı.
Forma alımları…
Deplasman sponsorlukları…
İstasyon isim hakları…
BOSBİR forma göğüs sponsorluğu...
Üstelik bu dayanışma yalnızca bugüne ait değil. Burkay'ın açıklamasına göre bir önceki yıl 35 milyon TL ile başlayan destek hareketi, kentin ve iş dünyasının sahiplenmesiyle çok daha büyük bir ekonomik katkıya dönüşmüş; OSB'ler 1963 Tribünü koltuklarını iki sezonluğuna satın almış, loca, kombine, forma alımları ve “Yanındayım” kampanyasına destek vermişti. Bursaspor Kulübü Resmi İnternet Sitesi
İbrahim Burkay'ın Bursaspor için ortaya koyduğu hedef ise bence meselenin ruhunu anlatıyor:
Hedef yalnızca Süper Lig'e dönmek değil; Süper Lig'de yeniden şampiyon olabilecek bir Bursaspor oluşturmak.
İşte benim anlatmaya çalıştığım tam olarak bu. Bursaspor üzerinden bir kişiyi diğerinin karşısına koymaya gerek yok.
Ve demem odur ki, Bursaspor'un arkasında yalnızca tek bir kişi ya da tek bir şirket yok.
Yıllardır bu şehrin takımının yanında duran Uludağ İçecek şirketi dolayısıyla KIZIL ailesi var.
Ve her daim desteklerinin devam edeceğini beyan eden Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan vekili Şahin Biba beyin talimatlarıyla belediye iştiraklerinden BESAŞ ve BURFAŞ
Sağlık sponsorluğunu sürdüren Doruk Sağlık Grubu var.
Tera'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda Bursa ve Türkiye markası var.
Ve en önemlisi Bursaspor'un arkasında bu şehir, taraftarı ve Bursaspor'a gönül vermiş binlerce insan var.
Dolayısıyla Bursaspor'a verilen desteği alkışlayalım, hakkını teslim edelim; fakat BTSO seçimini yalnızca futbol üzerinden okumayalım.
Çünkü BTSO Başkanlığı başka bir sorumluluk.
Burada sormamız gereken;
Bursa'nın sanayisi nereye gidiyor?
KOBİ nasıl büyüyecek?
İhracatçı dünyaya nasıl açılacak?
Bursa yapay zekâda, veride ve dijital dönüşümde nerede olacak?
Ürettiğimiz ürünü dünyaya hangi lojistik altyapıyla ulaştıracağız?
Ve belki de en önemlisi:
Çocuklarımıza nasıl bir Bursa ekonomisi bırakacağız?
Ben İbrahim Burkay'ın ortaya koyduğu tabloya baktığımda birbirinden bağımsız projeler değil, birbirini tamamlayan bir sistem görüyorum.
Üretim için TEKNOSAB ve KOBİ OSB…
Dünya pazarlarına açılmak için UR-GE…
Üretileni dünyaya ulaştırmak için Lojistik Park…
Geleceğin ekonomisi için Data Center, Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi…
İşte bana göre vizyon budur.
Sadece bugünü yönetmek değil, yarının Bursa'sını bugünden planlamaktır.
Elbette eleştirilecek şeyler vardır.
Elbette değişim isteyenler olacaktır.
Elbette Özer Matlı'yı destekleyen insanların da kendi gerekçeleri vardır.
Ama benim baktığım yerde bir gerçek değişmiyor:
Vizyon seçimden birkaç ay önce anlatılan değil, yıllar boyunca adım adım inşa edilendir.
İbrahim Burkay'ın yıllardır söylediği bir söz var:
“Bursa büyürse Türkiye büyür.”
Bugün TEKNOSAB'a, GUHEM'e, BUTEKOM'a, Bursa Business School'a, UR-GE çalışmalarına; şimdi de KOBİ OSB'ye, Lojistik Park'a, Data Center'a ve yeni nesil teknoloji yatırımlarına baktığımda bu sözün yalnızca bir slogan olarak kalmadığını görüyorum.
Ve keşke bu seçimin sonunda kazananı sadece bir isim olarak konuşmasak.
Kazanan Bursa'nın üretimi olsun.
Kazanan Bursa'nın sanayicisi ve KOBİ'si olsun.
Kazanan ihracatçısı, esnafı ve genç girişimcisi olsun.
Kazanan Bursa'nın geleceği olsun.
Çünkü seçimler gelir geçer…
Ama şehirler, kendilerine bırakılan vizyon ve eserlerle geleceğe yürür.
SON SÖZÜM ŞUDUR Kİ;
Eğer benim de bir oy kullanma hakkım olsaydı, herkes gibi sandığa gidip bir oy atacak olsaydım, kararım şu yönde olurdu:
Önümüzde ulaşılacak daha çok hedef var…
Daha uzak limanlara, daha güzel yolculuklara, daha mavi ufuklara ulaşmak için;
Pusulamız MAVİ, rotamız 2030 derdim…
Sevgiyle ve güzelliklerle kalın.
Ebubekir YUCA
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ebubekir Yuca
BİR SEÇİMDEN FAZLASI: BURSA’NIN GELECEK VİZYONU
Seçime şurada kaldı bir gün…
Sosyal medyada takip ettiğim, şahsen tanıdığım ve sevdiğim birçok gazeteci abimin yazdıklarını okudukça; oy hakkı dahi olmadığı hâlde sanki sandığa gidecekmiş gibi taraf olan, birbirini kıran insanları gördükçe bazen “İyi ki BTSO üyesi değilim.” diyorum.
Sonra Zirvede Sohbet programında ağırladığım konuklarla yaptığım sohbetleri, geçmiş dönemde siyaset ile ilgilenmiş, sonrasında iş hayatına atılmış iş dünyasının değerli büyüklerinden dinlediklerimi düşünüyorum.
Bu kez de “Keşke üye olsaydım…” diyorum.
Çünkü bu seçim bana göre sadece iki isim arasındaki bir yarış değil.
Bursa'nın önümüzdeki 10, 20 hatta 30 yılının nasıl planlanacağını konuşuyoruz.
Ve tam da burada İbrahim Burkay'a yalnızca bir BTSO Başkanı olarak değil, geride bıraktığı ve önüne koyduğu projeler üzerinden bakmak gerekiyor.
2013 yılında 16 makro projeyle başlayan bir yolculuğun bugün 60'ın üzerinde projeye ulaşmasından söz ediyoruz.
TEKNOSAB…
GUHEM…
BUTEKOM…
BURSA BUSİNESS SCHOOL…
MODEL FABRİKA…
MESYEB…
UR-GE projeleri…
Ve şimdi bunlara eklenen KOBİ OSB, TEKNOSAB Lojistik Park, Data Center, TEKNOSAB Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi…
Bunlar bir seçim döneminde hazırlanmış birkaç vaat değil.
Bunlar birbirini tamamlayan bir Bursa ekonomi vizyonunun parçaları.
Mesela TEKNOSAB Lojistik Park…
Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım bütçesinden, 300'ün üzerinde yükleme rampasından, 2 bin TIR kapasiteli park alanından, soğuk hava depolarından, yapay zekâ destekli altyapıdan ve limanlarla, demiryoluyla, otoyollarla entegre olması hedeflenen dev bir lojistik altyapıdan bahsediyoruz.
Bu projenin temel atma törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'ın bizzat katılması ve TEKNOSAB'daki bütüncül planlama yaklaşımına dikkat çekmesi de projenin ölçeğini ortaya koyan önemli bir gösterge.
Çünkü sanayi sadece fabrika kurmak değildir.
Ürettiğin malı dünyanın öbür ucuna hızlı, güvenli ve rekabetçi maliyetlerle ulaştıramıyorsan küresel oyuncu olamazsın.
İşte vizyon dediğimiz şey tam olarak burada başlıyor.
Bir diğer önemli başlık KOBİ OSB.
Bugün Bursa'da 8 binden fazla imalatçı KOBİ'nin önemli bir bölümü şehir içinde, dar alanlarda üretim yapıyor. Siparişi var, müşterisi var, büyümek istiyor ama yeni makinesini koyacak alan bulmakta zorlanıyor.
KOBİ OSB tam olarak bu soruna cevap vermeyi hedefliyor.
KOBİ'yi şehrin arasında sıkışıp kalmaktan kurtarıp; altyapısı, ulaşımı ve lojistik imkânları planlanmış yeni nesil üretim alanlarına taşımak…
Bence Bursa sanayisinin geleceği açısından üzerinde en fazla konuşmamız gereken projelerden biri budur.
Sonra UR-GE var.
BTSO'nun 50'den fazla UR-GE projesiyle şirketleri tek başına bırakmak yerine kümelenme modeliyle güçlendirmesi; firmaların dış ticaret kabiliyetlerini geliştirmesi, onları yeni pazarlarla ve uluslararası alıcılarla buluşturması ayrı bir vizyonun ürünüdür.
Çünkü üretmek kadar ürettiğini dünyaya satabilmek de önemlidir.
Şimdi bunun üzerine bir de Data Center vizyonu geliyor.
Dünyanın artık sadece petrolü, çeliği ya da otomobili değil; veriyi konuştuğu bir çağdayız.
Şirketlerin verisinin güvenli biçimde depolanacağı, siber güvenlik altyapısının güçleneceği ve Bursa'nın dijital ekonomide daha güçlü bir oyuncuya dönüşmesinin hedeflendiği bir Data Center projesinden söz ediyoruz.
Bana göre İbrahim Burkay vizyonunu anlatan şey tam da budur:
Bugünün sorunlarını çözerken yarının ihtiyaçlarını da bugünden görebilmek.
Bursaspor meselesine gelince…
Bursaspor bu şehrin en büyük ortak değerlerinden biridir.
Kim Bursaspor'a bir kuruş katkı sağlıyorsa Allah kendisine katbekat fazlasını nasip etsin.
Özer Matlı'nın ve Matlı Grubu'nun Bursaspor'a verdiği desteği de görmezden gelmek mümkün değildir. Stadyum isim sponsorluğu başta olmak üzere kulübe önemli katkılar sağlanmıştır ve bunun hakkını teslim etmek gerekir.
Ancak bir gerçeği de unutmamak lazım: NEDİR BU GERÇEK
Bursaspor'un yeniden ayağa kalkışını tek bir kişi ya da tek bir şirket üzerinden okumak, bu şehrin Bursaspor için ortaya koyduğu büyük dayanışmaya haksızlık olur.
Çünkü bu hikâyede Matlı Grup olduğu kadar; BTSO ve Sanayi kuruluşları, Uludağ İçecek, Bursa Büyükşehir Belediyesi Şirketleri, Doruk Hastanesi, ve daha birçok firma var. Nitekim İbrahim Burkay da 2025'teki destek toplantısında bu şirketleri tek tek anarak Bursa iş dünyasının Bursaspor'a birlikte omuz verdiğini ifade etmişti.
Dahası var…
BTSO öncülüğünde, organize sanayi bölgeleri ve Bursa iş dünyasının katkılarıyla Bursaspor için yaklaşık 60 milyon TL'lik ilave bir destek paketi açıklandı.
Forma alımları…
Deplasman sponsorlukları…
İstasyon isim hakları…
BOSBİR forma göğüs sponsorluğu...
Üstelik bu dayanışma yalnızca bugüne ait değil. Burkay'ın açıklamasına göre bir önceki yıl 35 milyon TL ile başlayan destek hareketi, kentin ve iş dünyasının sahiplenmesiyle çok daha büyük bir ekonomik katkıya dönüşmüş; OSB'ler 1963 Tribünü koltuklarını iki sezonluğuna satın almış, loca, kombine, forma alımları ve “Yanındayım” kampanyasına destek vermişti. Bursaspor Kulübü Resmi İnternet Sitesi
İbrahim Burkay'ın Bursaspor için ortaya koyduğu hedef ise bence meselenin ruhunu anlatıyor:
Hedef yalnızca Süper Lig'e dönmek değil; Süper Lig'de yeniden şampiyon olabilecek bir Bursaspor oluşturmak.
İşte benim anlatmaya çalıştığım tam olarak bu. Bursaspor üzerinden bir kişiyi diğerinin karşısına koymaya gerek yok.
Ve demem odur ki, Bursaspor'un arkasında yalnızca tek bir kişi ya da tek bir şirket yok.
Yıllardır bu şehrin takımının yanında duran Uludağ İçecek şirketi dolayısıyla KIZIL ailesi var.
Ve her daim desteklerinin devam edeceğini beyan eden Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan vekili Şahin Biba beyin talimatlarıyla belediye iştiraklerinden BESAŞ ve BURFAŞ
Sağlık sponsorluğunu sürdüren Doruk Sağlık Grubu var.
Tera'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda Bursa ve Türkiye markası var.
Ve en önemlisi Bursaspor'un arkasında bu şehir, taraftarı ve Bursaspor'a gönül vermiş binlerce insan var.
Dolayısıyla Bursaspor'a verilen desteği alkışlayalım, hakkını teslim edelim; fakat BTSO seçimini yalnızca futbol üzerinden okumayalım.
Çünkü BTSO Başkanlığı başka bir sorumluluk.
Burada sormamız gereken;
Bursa'nın sanayisi nereye gidiyor?
KOBİ nasıl büyüyecek?
İhracatçı dünyaya nasıl açılacak?
Bursa yapay zekâda, veride ve dijital dönüşümde nerede olacak?
Ürettiğimiz ürünü dünyaya hangi lojistik altyapıyla ulaştıracağız?
Ve belki de en önemlisi:
Çocuklarımıza nasıl bir Bursa ekonomisi bırakacağız?
Ben İbrahim Burkay'ın ortaya koyduğu tabloya baktığımda birbirinden bağımsız projeler değil, birbirini tamamlayan bir sistem görüyorum.
Üretim için TEKNOSAB ve KOBİ OSB…
Dünya pazarlarına açılmak için UR-GE…
Üretileni dünyaya ulaştırmak için Lojistik Park…
Geleceğin ekonomisi için Data Center, Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi…
İşte bana göre vizyon budur.
Sadece bugünü yönetmek değil, yarının Bursa'sını bugünden planlamaktır.
Elbette eleştirilecek şeyler vardır.
Elbette değişim isteyenler olacaktır.
Elbette Özer Matlı'yı destekleyen insanların da kendi gerekçeleri vardır.
Ama benim baktığım yerde bir gerçek değişmiyor:
Vizyon seçimden birkaç ay önce anlatılan değil, yıllar boyunca adım adım inşa edilendir.
İbrahim Burkay'ın yıllardır söylediği bir söz var:
“Bursa büyürse Türkiye büyür.”
Bugün TEKNOSAB'a, GUHEM'e, BUTEKOM'a, Bursa Business School'a, UR-GE çalışmalarına; şimdi de KOBİ OSB'ye, Lojistik Park'a, Data Center'a ve yeni nesil teknoloji yatırımlarına baktığımda bu sözün yalnızca bir slogan olarak kalmadığını görüyorum.
Ve keşke bu seçimin sonunda kazananı sadece bir isim olarak konuşmasak.
Kazanan Bursa'nın üretimi olsun.
Kazanan Bursa'nın sanayicisi ve KOBİ'si olsun.
Kazanan ihracatçısı, esnafı ve genç girişimcisi olsun.
Kazanan Bursa'nın geleceği olsun.
Çünkü seçimler gelir geçer…
Ama şehirler, kendilerine bırakılan vizyon ve eserlerle geleceğe yürür.
SON SÖZÜM ŞUDUR Kİ;
Eğer benim de bir oy kullanma hakkım olsaydı, herkes gibi sandığa gidip bir oy atacak olsaydım, kararım şu yönde olurdu:
Önümüzde ulaşılacak daha çok hedef var…
Daha uzak limanlara, daha güzel yolculuklara, daha mavi ufuklara ulaşmak için;
Pusulamız MAVİ, rotamız 2030 derdim…
Sevgiyle ve güzelliklerle kalın.
Ebubekir YUCA