Gece, sessizliğin en derin
yerindeyken,
benim içimde bir ömür başladı.
O an… Sadece bir çocuk doğmadı. Bir baba doğdu.
Barış Kaan…
Oğlum… Canımın en tarifsiz hali…
Evlat… Sadece büyüttüğün biri
değilmiş meğer… Seni büyütenmiş.
Sen büyürken, ben eksildim
sandım bazen… Oysa ben, seninle
çoğalmışım.
Sen yürümeyi öğrenirken,
ben sabretmeyi öğrendim.
Sen konuşmayı öğrenirken,
ben susmanın değerini anladım.
Sen dünyayı keşfederken, ben kendimi keşfettim.
Bak oğlum… Bir de anlatılmayan bir
taraf var bu hikâyenin.
Benim büyüdüğüm coğrafyada… Babalar çocuklarını
herkesin içinde sevmezdi.
Sevmez değildi… Göstermezdi.
Bir baş okşama, bir sarılma… Sanki ayıp gibi
saklanırdı.
Sevgi vardı ama gizliydi.
Duygu vardı ama sessizdi.
Bir baba, evladını
gizli gizli severdi…
Ve belki de…
Bir çocuk, o sevgiyi göremediği için içten içe kırılırdı.
“Babam beni sevmiyor
mu?” diye
düşünürdü.
Ne acı değil mi… Sevildiği halde,
sevildiğini hissedememek.
Ben o çocuğu çok iyi tanıyorum
oğlum… Çünkü bir zamanlar o coçuk
bendim.
Babam dedemin yanında sevgisini gösteremezdi…
Ve belki de bu yüzden… Sana sarılırken hiç
çekinmiyorum. Seni severken hiç
durmuyorum.
Çünkü biliyorum…
Bir evlat için en büyük ihtiyaç,
sevilmek değil… SEVİLDİĞİNİ HİSSETMEK.
Oğlum…Eğer bir gün sen de baba
olursan… Sakın sevgini saklama.
Evladını herkesin içinde sev.
Sarıl.Öp. Sevdiğini söyle.
Çünkü sevgi gizlenince azalır, paylaşılınca çoğalır.
Ve bir çocuk… Babasının sevgisini ne
kadar açık görürse, hayata o kadar güçlü
tutunur.
Hani Derler ya…
Evlattan arkadaş olur mu?
Olur.
Dost olur mu?
Olur.
Sırdaş olur mu?
Olur.
Ve ben bunların hepsini sende
gördüm oğlum.
Bazen bir bakışınla anlaştık, bazen bir sarılışınla
toparlandım.
Senin “baba” deyişin… Bu dünyada duyduğum en
güçlü kelime oldu.
Oğlum… Sen benim hayatımın en
güzel sebebisin.
Hayata bakışımı değiştiren,
ufkumu genişleten, yaşama sevincimi çoğaltan
en büyük nimetsin.
Sen bana sadece baba olmayı
öğretmedin… İnsan olmayı da yeniden
öğrettin.
Ve bugün… Senin doğum günün.
İyi ki geldin hayatıma.
İyi ki beni seçtin. İyi ki bana “baba” dedin.
Eğer bir gün bu satırları
okursan…
Bil ki;
Sen büyürken, ben her gün seni biraz
daha sevdim.
Ve eğer bir gün sen de baba
olursan…
İşte o gün… Bu yazının tamamını
anlayacaksın.
İyi ki
varsın Barış Kaan…
İyi ki benim oğlumsun.
Ve şunu hiç unutma:
Bir baba, evladını
sadece büyütmez… Onunla birlikte yeniden
doğar.
Son sözüm şudur ki,
“Biz babamızın bizi ne
kadar sevdiğini, ancak BABA olunca anladık.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ebubekir Yuca
Evladın Olunca Anlarsın…
23 Nisan 2018…
Saat 01:45…
Gece, sessizliğin en derin yerindeyken,
benim içimde bir ömür başladı.
O an…
Sadece bir çocuk doğmadı.
Bir baba doğdu.
Barış Kaan…
Oğlum…
Canımın en tarifsiz hali…
Evlat…
Sadece büyüttüğün biri değilmiş meğer…
Seni büyütenmiş.
Sen büyürken, ben eksildim sandım bazen…
Oysa ben, seninle çoğalmışım.
Sen yürümeyi öğrenirken,
ben sabretmeyi öğrendim.
Sen konuşmayı öğrenirken,
ben susmanın değerini anladım.
Sen dünyayı keşfederken,
ben kendimi keşfettim.
Bak oğlum…
Bir de anlatılmayan bir taraf var bu hikâyenin.
Benim büyüdüğüm coğrafyada…
Babalar çocuklarını herkesin içinde sevmezdi.
Sevmez değildi…
Göstermezdi.
Bir baş okşama, bir sarılma…
Sanki ayıp gibi saklanırdı.
Sevgi vardı ama gizliydi.
Duygu vardı ama sessizdi.
Bir baba, evladını gizli gizli severdi…
Ve belki de…
Bir çocuk, o sevgiyi göremediği için
içten içe kırılırdı.
“Babam beni sevmiyor mu?” diye düşünürdü.
Ne acı değil mi…
Sevildiği halde, sevildiğini hissedememek.
Ben o çocuğu çok iyi tanıyorum oğlum…
Çünkü bir zamanlar o coçuk bendim.
Babam dedemin yanında sevgisini gösteremezdi…
Ve belki de bu yüzden…
Sana sarılırken hiç çekinmiyorum.
Seni severken hiç durmuyorum.
Çünkü biliyorum…
Bir evlat için en büyük ihtiyaç,
sevilmek değil…
SEVİLDİĞİNİ HİSSETMEK.
Oğlum…Eğer bir gün sen de baba olursan…
Sakın sevgini saklama.
Evladını herkesin içinde sev.
Sarıl.Öp.
Sevdiğini söyle.
Çünkü sevgi gizlenince azalır,
paylaşılınca çoğalır.
Ve bir çocuk…
Babasının sevgisini ne kadar açık görürse,
hayata o kadar güçlü tutunur.
Hani Derler ya…
Evlattan arkadaş olur mu?
Olur.
Dost olur mu?
Olur.
Sırdaş olur mu?
Olur.
Ve ben bunların hepsini sende gördüm oğlum.
Bazen bir bakışınla anlaştık,
bazen bir sarılışınla toparlandım.
Senin “baba” deyişin…
Bu dünyada duyduğum en güçlü kelime oldu.
Oğlum…
Sen benim hayatımın en güzel sebebisin.
Hayata bakışımı değiştiren,
ufkumu genişleten,
yaşama sevincimi çoğaltan en büyük nimetsin.
Sen bana sadece baba olmayı öğretmedin…
İnsan olmayı da yeniden öğrettin.
Ve bugün…
Senin doğum günün.
İyi ki geldin hayatıma.
İyi ki beni seçtin.
İyi ki bana “baba” dedin.
Eğer bir gün bu satırları okursan…
Bil ki;
Sen büyürken,
ben her gün seni biraz daha sevdim.
Ve eğer bir gün sen de baba olursan…
İşte o gün…
Bu yazının tamamını anlayacaksın.
İyi ki varsın Barış Kaan…
İyi ki benim oğlumsun.
Ve şunu hiç unutma:
Bir baba, evladını sadece büyütmez…
Onunla birlikte yeniden doğar.
Son sözüm şudur ki,
“Biz babamızın bizi ne kadar sevdiğini, ancak BABA olunca anladık.”