Ben size bizim çocukların kim olduğunu söyleyeyim.
Bizim çocuklar;
Ringde yumruğunu yalnız rakibine değil, imkânsız denilene de vuran Busenaz Sürmeneli'dir.
70 kiloda Avrupa şampiyonu olup yetinmeyen, bir de turnuvanın en iyi kadın boksörü seçilen Busenaz'dır. Anadolu Ajansı
Bizim çocuklar;
51 kiloda Avrupa'nın zirvesine çıkan Hatice Akbaş'tır.
+80 kiloda Avrupa şampiyonu olan Havvanur Kethüda'dır.
90 kiloda Türkiye'ye tarihindeki ilk Avrupa ağır sıklet şampiyonluğunu getiren Emrah Yaşar'dır.
Gümüş madalyayı boynuna takan Büşra Işıldar'dır.
Bronz madalyalarıyla bayrağımızı temsil eden Nurselen Yalgettekin, Esra Yıldız Kahraman, Gizem Özer, Samet Gümüş ve Semih Gümüş'tür.
Onlar, Türkiye'nin 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nı 4 altın, 1 gümüş ve 5 bronz olmak üzere 10 madalyayla tamamlayan evlatlarıdır. Anadolu Ajansı
Bizim çocuklar;
Modern pentatlonda yıllardır kimsenin başaramadığını başarıp, İstanbul'da Avrupa'nın zirvesine çıkarak Türkiye tarihinin bu branştaki ilk Avrupa şampiyonluğunu kazanan İlke Özyüksel Mihrioğlu'dur. Anadolu Ajansı
Bizim çocuklar;
Taranto'da düzenlenen 2026 Akdeniz Oyunları'nda 41 altın, 28 gümüş, 42 bronz; toplam 111 madalya kazanarak Türkiye'yi madalya sıralamasında ikinci sıraya taşıyan o koca sporcu ordusudur. TMOK - Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi
Judoda altına uzanan Tuana Gülenay'dır.
+100 kiloda kürsünün en üst basamağına çıkan İbrahim Tataroğlu'dur. Anadolu Ajansı
Atıcılıkta, judoda, boksta, yüzmede, okçulukta, eskrimde, masa tenisinde, cimnastikte ay-yıldızlı formayla mücadele edenlerdir. TMOK - Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi
Ve elbette…
FİLENİN SULTANLARI!
Çin'de Brezilya'yı finalde 3-1 yenip 2026 Milletler Ligi şampiyonu olan kadınlarımızdır. euronews
İşte onlar Bizim Çocuklar!
Çünkü;
Ruh desen onlarda.
Cesaret desen onlarda.
Mücadele desen onlarda.
Fedakârlık desen onlarda.
İnat desen onlarda.
Ay-yıldızın ağırlığını taşımak desen yine onlarda.
Ve daha burada adını sayamadığımız yüzlercesi…
Kimi ringde.
Kimi minderde.
Kimi parkede.
Kimi havuzda.
Kimi poligonda.
Kimi pistte.
Kimi tatamide.
Belki futbolcular kadar konuşulmuyorlar.
Belki milyon euroluk kontratları yok.
Belki her gün televizyon ekranlarında değiller.
Ama bir şeyleri var:
MİLLÎ RUHLARI VAR!
İşte benim “Bizim Çocuklar” dediğim insanlar bunlar.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
PEKİ FUTBOLA GELİNCE NE OLUYOR?
İşte benim aklım burada karışıyor.
Aynı bayrak.
Aynı ülke.
Aynı İstiklâl Marşı.
Aynı ay-yıldız.
Bir tarafta dünyanın karşısına çıkıp son nefesine kadar mücadele eden sporcularımız…
Öbür tarafta milyonların üzerine titrediği, imkânın en büyüğünün sunulduğu A Millî Futbol Takımımız.
Ve ben bir vatandaş olarak soruyorum:
NEDEN AYNI RUHU GÖREMİYORUM?
Neden?
Mesele kaybetmek değil kardeşim!
Kaybedebilirsin!
Rakibin senden iyi oynar.
Dört atar.
Beş atar.
Futbol bu.
Ama insan kendi Millî Takımını izlediğinde sahada bir isyan görmek istiyor!
Bir hırs görmek istiyor.
Bir mücadele görmek istiyor.
Birinin diğerini kaldırdığını görmek istiyor.
“Bu maç burada bitmedi!” diyen on bir adam görmek istiyor.
Çünkü yukarıda saydığım sporcular bunu yapıyor.
Onlar da kaybediyor.
Ama kaybettiklerinde insanın içinden;
“Canınız sağ olsun, elinizden geleni yaptınız.”
demek geliyor.
Futbol Millî Takımımızı izlediğimizde neden aynı şeyi söyleyemiyoruz?
İşte federasyonun önce cevap vermesi gereken soru budur.
Ve ardından daha büyük soru geliyor:
BU ÜLKENİN EVLATLARINA NE OLDU?
Fatih Terim'e ne oldu?
Şenol Güneş'e ne oldu?
Hikmet Karaman'a ne oldu?
Yılmaz Vural'a ne oldu?
İsmail Kartal'a ne oldu?
Bu ülkenin yetiştirdiği onlarca teknik direktöre ne oldu?
Hepsi mi futbolu unuttu?
Hepsi mi yetersiz?
86 milyonluk Türkiye'nin içinden Türkiye A Millî Futbol Takımı'nı yönetecek bir Türk teknik direktör çıkaramıyor muyuz?
Çıkaramıyorsak vay hâlimize!
Çıkarabiliyor ama tercih etmiyorsak…
O ZAMAN NEDENİNİ BİZE ANLATIN!
Benim meselem Vincenzo Montella'nın İtalyan olması değil.
Benim meselem kendi ülkemizin futbol insanlarına neden bu kadar az güvendiğimiz.
Ben bir vatandaş olarak soruyorum:
Bu ısrar neden?
Ne gördünüz?
Biz neyi göremiyoruz?
Hangi vazgeçilmez başarı var?
Hangi futbol devrimi gerçekleşti?
Hangi sistem oturdu?
Hangi oyun kimliği oluştu?
Neden vazgeçemiyorsunuz?
NEDEN?
Bunu sormak bu milletin hakkı.
Çünkü adı üzerinde:
TÜRKİYE A MİLLÎ FUTBOL TAKIMI.
Ve “Millî” kelimesi tabelaya yazılacak sıradan bir kelime değildir.
Millî olmak; formadan önce ruhtur.
Ay-yıldızı göğsüne takmak kadar, onun ağırlığını taşıyabilmektir.
İşte bu yüzden federasyona, yöneticilere ve teknik heyete soruyorum:
BİZİM ÇOCUKLAR NEREDE?
Çünkü ben bizim çocukları biliyoruz.
Ringde gördük.
Mindere çıktıklarında gördük..
Havuzda gördük.
Tatamide gördük.
Atış çizgisinde gördük.
Pentatlon parkurunda gördük.
Voleybol sahasında gördük.
Hepsinin gözünde aynı şeyi gördük:
Şimdi aynı şeyi futbol sahasında da görmek istiyor.
Çok şey mi istiyoruz?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ebubekir Yuca
İŞTE BİZİM ÇOCUKLAR!
İŞTE BİZİM ÇOCUKLAR!
“Bizim Çocuklar” diyorsunuz ya…
Ben size bizim çocukların kim olduğunu söyleyeyim.
Bizim çocuklar;
Ringde yumruğunu yalnız rakibine değil, imkânsız denilene de vuran Busenaz Sürmeneli'dir.
70 kiloda Avrupa şampiyonu olup yetinmeyen, bir de turnuvanın en iyi kadın boksörü seçilen Busenaz'dır. Anadolu Ajansı
Bizim çocuklar;
51 kiloda Avrupa'nın zirvesine çıkan Hatice Akbaş'tır.
+80 kiloda Avrupa şampiyonu olan Havvanur Kethüda'dır.
90 kiloda Türkiye'ye tarihindeki ilk Avrupa ağır sıklet şampiyonluğunu getiren Emrah Yaşar'dır.
Gümüş madalyayı boynuna takan Büşra Işıldar'dır.
Bronz madalyalarıyla bayrağımızı temsil eden Nurselen Yalgettekin, Esra Yıldız Kahraman, Gizem Özer, Samet Gümüş ve Semih Gümüş'tür.
Onlar, Türkiye'nin 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nı 4 altın, 1 gümüş ve 5 bronz olmak üzere 10 madalyayla tamamlayan evlatlarıdır. Anadolu Ajansı
Bizim çocuklar;
Modern pentatlonda yıllardır kimsenin başaramadığını başarıp, İstanbul'da Avrupa'nın zirvesine çıkarak Türkiye tarihinin bu branştaki ilk Avrupa şampiyonluğunu kazanan İlke Özyüksel Mihrioğlu'dur. Anadolu Ajansı
Bizim çocuklar;
Taranto'da düzenlenen 2026 Akdeniz Oyunları'nda 41 altın, 28 gümüş, 42 bronz; toplam 111 madalya kazanarak Türkiye'yi madalya sıralamasında ikinci sıraya taşıyan o koca sporcu ordusudur. TMOK - Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi
Judoda altına uzanan Tuana Gülenay'dır.
+100 kiloda kürsünün en üst basamağına çıkan İbrahim Tataroğlu'dur. Anadolu Ajansı
Atıcılıkta, judoda, boksta, yüzmede, okçulukta, eskrimde, masa tenisinde, cimnastikte ay-yıldızlı formayla mücadele edenlerdir. TMOK - Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi
Ve elbette…
FİLENİN SULTANLARI!
Çin'de Brezilya'yı finalde 3-1 yenip 2026 Milletler Ligi şampiyonu olan kadınlarımızdır. euronews
İşte onlar Bizim Çocuklar!
Çünkü;
Ruh desen onlarda.
Cesaret desen onlarda.
Mücadele desen onlarda.
Fedakârlık desen onlarda.
İnat desen onlarda.
Ay-yıldızın ağırlığını taşımak desen yine onlarda.
Ve daha burada adını sayamadığımız yüzlercesi…
Kimi ringde.
Kimi minderde.
Kimi parkede.
Kimi havuzda.
Kimi poligonda.
Kimi pistte.
Kimi tatamide.
Belki futbolcular kadar konuşulmuyorlar.
Belki milyon euroluk kontratları yok.
Belki her gün televizyon ekranlarında değiller.
Ama bir şeyleri var:
MİLLÎ RUHLARI VAR!
İşte benim “Bizim Çocuklar” dediğim insanlar bunlar.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
PEKİ FUTBOLA GELİNCE NE OLUYOR?
İşte benim aklım burada karışıyor.
Aynı bayrak.
Aynı ülke.
Aynı İstiklâl Marşı.
Aynı ay-yıldız.
Bir tarafta dünyanın karşısına çıkıp son nefesine kadar mücadele eden sporcularımız…
Öbür tarafta milyonların üzerine titrediği, imkânın en büyüğünün sunulduğu A Millî Futbol Takımımız.
Ve ben bir vatandaş olarak soruyorum:
NEDEN AYNI RUHU GÖREMİYORUM?
Neden?
Mesele kaybetmek değil kardeşim!
Kaybedebilirsin!
Rakibin senden iyi oynar.
Dört atar.
Beş atar.
Futbol bu.
Ama insan kendi Millî Takımını izlediğinde sahada bir isyan görmek istiyor!
Bir hırs görmek istiyor.
Bir mücadele görmek istiyor.
Birinin diğerini kaldırdığını görmek istiyor.
“Bu maç burada bitmedi!” diyen on bir adam görmek istiyor.
Çünkü yukarıda saydığım sporcular bunu yapıyor.
Onlar da kaybediyor.
Ama kaybettiklerinde insanın içinden;
“Canınız sağ olsun, elinizden geleni yaptınız.”
demek geliyor.
Futbol Millî Takımımızı izlediğimizde neden aynı şeyi söyleyemiyoruz?
İşte federasyonun önce cevap vermesi gereken soru budur.
Ve ardından daha büyük soru geliyor:
BU ÜLKENİN EVLATLARINA NE OLDU?
Fatih Terim'e ne oldu?
Şenol Güneş'e ne oldu?
Hikmet Karaman'a ne oldu?
Yılmaz Vural'a ne oldu?
İsmail Kartal'a ne oldu?
Bu ülkenin yetiştirdiği onlarca teknik direktöre ne oldu?
Hepsi mi futbolu unuttu?
Hepsi mi yetersiz?
86 milyonluk Türkiye'nin içinden Türkiye A Millî Futbol Takımı'nı yönetecek bir Türk teknik direktör çıkaramıyor muyuz?
Çıkaramıyorsak vay hâlimize!
Çıkarabiliyor ama tercih etmiyorsak…
O ZAMAN NEDENİNİ BİZE ANLATIN!
Benim meselem Vincenzo Montella'nın İtalyan olması değil.
Benim meselem kendi ülkemizin futbol insanlarına neden bu kadar az güvendiğimiz.
Ben bir vatandaş olarak soruyorum:
Bu ısrar neden?
Ne gördünüz?
Biz neyi göremiyoruz?
Hangi vazgeçilmez başarı var?
Hangi futbol devrimi gerçekleşti?
Hangi sistem oturdu?
Hangi oyun kimliği oluştu?
Neden vazgeçemiyorsunuz?
NEDEN?
Bunu sormak bu milletin hakkı.
Çünkü adı üzerinde:
TÜRKİYE A MİLLÎ FUTBOL TAKIMI.
Ve “Millî” kelimesi tabelaya yazılacak sıradan bir kelime değildir.
Millî olmak; formadan önce ruhtur.
Ay-yıldızı göğsüne takmak kadar, onun ağırlığını taşıyabilmektir.
İşte bu yüzden federasyona, yöneticilere ve teknik heyete soruyorum:
BİZİM ÇOCUKLAR NEREDE?
Çünkü ben bizim çocukları biliyoruz.
Ringde gördük.
Mindere çıktıklarında gördük..
Havuzda gördük.
Tatamide gördük.
Atış çizgisinde gördük.
Pentatlon parkurunda gördük.
Voleybol sahasında gördük.
Hepsinin gözünde aynı şeyi gördük:
Şimdi aynı şeyi futbol sahasında da görmek istiyor.
Çok şey mi istiyoruz?