SON DAKİKA
Hava Durumu

Bir Haftaya Sığan Koca Bir Umut

Yazının Giriş Tarihi: 02.07.2026 12:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.07.2026 12:34


Geçtiğimiz hafta, Kalbim Seninle adına yaşadığımız her an bana bir kez daha şunu hatırlattı:

İyilik bazen bir çocuğun kahkahasında, bazen sessizce atılan bir temelde, bazen de anlatılan bir hikâyede çoğalıyor.


Yolumuz yine Hatay’a düştü. Ne zaman bu şehre gitsem, ilk gidişimizi hatırlıyorum. Yıkılmış binaların arasında dolaşırken hissettiğimiz çaresizliği, çocukların gözlerindeki sessizliği ve içimizden verdiğimiz o sözü…

“Burayı asla yalnız bırakmayacağız.”

Aradan geçen dört yılda da çok şey değişti. Artık enkazların yerini yavaş yavaş umut almaya başladı. Biz bu sürede Hatay’da anaokullarına, okullara, kütüphanelere ve çocuklarımıza dokunmaya çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Bugün geriye dönüp baktığımda 5.000 den fazla çocuğun hayatına dokunmuş olmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyor olsakta içimizde hep aynı cümle yankılanıyor: Keşke bunların hiçbirine ihtiyaç olmasaydı.

Geçtiğimiz hafta Hatay Defne’de önce oyun parkımızın açılışını gerçekleştirdik. Çocukların kahkahaları, parkın her köşesine yayıldığında aslında sadece bir oyun alanı açmadığımızı bir kez daha hissettik.

Ardından dualarla Kalbim Seninle Gündüz Bakımevi’nin temelini attık. İlk kazma toprağa vurulmadan önce temele nazar boncuklarımızı bıraktık. Aslında biz o nazar boncuklarıyla toprağa umudumuzu, inancımızı, bir gün o binanın koridorlarında yankılanacak çocuk kahkahalarına olan güvenimizi bıraktık.


Konuşmam sırasında söylediğim bir cümle, aslında bütün duygularımı özetliyordu:

“Hatay bizim için bir proje değil, ailemizin bir parçası.”

Gerçekten de öyle. Bu şehir artık yardım götürdüğümüz bir yer değil.

Sevincine ortak olduğumuz, hüznünü içimizde hissettiğimiz bir yuva.

Bu yolculukta ilk günden itibaren bizimle omuz omuza yürüyen Hatay’daki gözümüz, kulağımız, yol arkadaşımız olan sevgili Şeyda Öğretmenimize gönülden teşekkürü hep bir borç biliyorum, iyi ki bizimle!

Hatay’dan döndükten bir gün sonra bu kez Bursa’da, Kalbim Seninle ailemizle *Birlikte İyiliği Büyütüyoruz* mottosuyla üçüncü sezonumuzu kapatmanın mutluluğunu yaşadık.

Hoşgeldiniz demek için mikrofonu elime aldığımda alana baktım. Çok ama çok güzel bir kalabalık vardı, üç yüzden fazla kişiye nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim.

Baktığım yerden gördüğüm ;

Bir çocuğun eğitimine omuz verenler…

Vaktini, bilgisini ve sevgisini paylaşan gönüllüler…

İyiliğin birbirinden farklı ama aynı hayalde buluşan yüzlerdi.

İki yıl önce küçücük bir hayalle çıktığımız bu yolculukta bugün 23 şahane kadınla yürüdüğümüz bu yolda aslında hiçbir zaman sadece 23 kişi olmadık. Çünkü gönüllülük, sayı değil yürek işidir. “Ben de varım.” diyebilmektir.

O gece üyelerimizin, mentörlerimizin, komisyonlarımızın, gönüllülerimizin hiçbiri alkış almak için orada değildi. Hepsi bir çocuğun hayatına dokunabilmek için emek veriyordu. Ama bence en çokta bu yüzden gecenin en büyük alkışı, ismi çok duyulmayan ama iyiliğin yükünü sessizce omuzlayan kahramanlarınaydı.

Şimdi önümüzde yeni hedefler var:

*Önümüzde ki dönem 100 burslu geç ve/veya çocuğa ulaşmak…

*Hatay’daki anaokulumuzu tamamlamak…

*Ve iyiliği daha da büyütmek!

Çünkü artık çok iyi biliyorum:

Büyük hayaller, büyük imkânlarla değil; aynı hayale inanan güzel insanların omuz omuza vermesiyle gerçekleşiyor.

Bu yoğun haftanın son durağı ise benim için bambaşka bir anlam taşıyordu.

Aylardır Konuşan Bursa ailesinin bir parçası olarak bu satırlarda kimi zaman bir şehrin hikâyesini, kimi zaman anneliği, kimi zaman da hayatın içinden küçük anları sizlerle paylaşıyorum. Bu kez kalemi bırakıp kendi hikâyemi anlattım.

Sevgili Ebubekir Yuca’nın konuğu olduğum Zirvede Sohbet programında; Kalbim Seninle’nin doğuşunu, bir oyuncağın nasıl umuda dönüştüğünü ve bir çocuğun “Kalbim Abla” deyişinin neden bütün yorgunlukları unutturduğunu konuştuk. Program bittiğinde kendi kendime gülümsedim. Meğer aylardır aynı cümleyi farklı hikâyelerle anlatıyormuşum. İnsan, insana iyi gelir…

Bu vesileyle sevgili Ebubekir Yuca’ya; bizleri büyük bir içtenlikle ağırlayan Teleferik Bursa ailesine, yolculuğumuzu konforla gerçekleştiren Toyota Çavdarlı ailesine, kamera arkasındaki emeğiyle bu güzel sohbeti görünmez bir ustalıkla tamamlayan sevgili Ahmet’e ve emeği geçen herkese Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği adına gönülden teşekkür ediyorum.

Şimdi büyük bir heyecanla o sohbetin sizlerle buluşacağı günü bekliyorum. Dilerim yalnızca bir röportaj izlemezsiniz.

Belki bir çocuğun hayaline ortak olur, bir annenin duasını hisseder, iyiliğin bir kalpten diğerine nasıl usulca geçtiğine birlikte tanıklık edersiniz.

Özetle geçtiğimiz haftaya dönüp baktığımda ;

Hatay’da çocuk sesleriyle dolan bir oyun parkı…Temeline umut bırakılan bir anaokulu…Bursa’da aynı hayale inanan yüzlerce yürek…Ve o yolculuğu daha fazla insana ulaştıran bir sohbet…

Aslında hepsi tek bir hikâyenin farklı sayfaları. Kalbim Seninle’nin hikâyesinin…

Biz bina yapmıyoruz, biz yalnızca oyun parkı kurmuyoruz, etkinlik düzenlemiyor, röportaj vermiyoruz. Biz, umudu büyütüyoruz.

Ve inanıyorum ki yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda geride bıraktığımız en büyük eser; yaptığımız yapılar değil, “Ben de varım.” diyerek bir çocuğun hayatına dokunan insanların çoğalmış olması olacak.

Sözlerimi, Hatay’daki yol arkadaşımız sevgili Şeyda Öğretmen’in yüreğimize kazınan cümlesi ile tamamlamak istiyorum;

“Yolunu aydınlattığınız her bir çocuğun gözündeki ışık, yolunuzu aydınlatsın.”

İşte bizim bütün hikâyemiz de tam olarak bu…

Sebla Pamir Güler

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.