SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa’da Geçen Hafta – Hayatımızdan Bir Manifest Geçti!

Yazının Giriş Tarihi: 10.06.2026 18:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.06.2026 18:50

Yazının ikinci bölümüyle bir Manifest annesi olarak hepinizi selamlıyorum.

Evet, 5 Haziran Cuma gecesi Bursa’da Manifest konseri vardı. Aslında hikâye o gece başlamadı. Biletler 13 Mart’ta satışa çıktığında konserin Merinos Park’ta yapılacağı açıklanmıştı. Biz de buna güvenerek biletlerimizi aldık. Açık havada, düzenli, keyifli bir konser hayal ettik.

Son yıllarda izdiham haberleriyle hayatımıza giren ve bir türlü anlamlandıramadığım bir konu var: Ayakta konser. Belki bunun üzerine ayrı bir tez yazılır ama ben artık topluca protesto etmemiz gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar neden saatlerce ayakta bekleyerek, birbirini iterek, yer kapmaya çalışarak konser izlemek zorunda bırakılıyor? Konser dediğin şey müzik dinlemek, eğlenmek, anı biriktirmek değil midir?

Üstelik konsere bir hafta kala yer değişikliği yapmak da cabası…

Gerekli izinlerin alınamaması nedeniyle organizasyon Merinos’tan As Merkez’e taşındı. Elbette aksilikler olabilir. Ancak mesele aksilik değil, sonrasında ortaya çıkan yönetim biçimiydi. Konserden iki gün önce alanı görmeye gittim. Kaldırımlar sökülüyordu. Dışarıdan görünmesin diye siyah brandalar çekiliyordu. Haftalar önce başlayan huzursuzluk artık içime çökmüştü. Ve ne yazık ki haklı çıktım.

Biz konser alanına saat üçte geldik. Önümüzde yaklaşık elli-altmış kişi vardı. Çocuklarımız için güzel bir akşam planlamış, erkenden gelip sıraya girmeyi tercih etmiştik. Ancak dakikalar ilerledikçe o sıra büyüdü. Bir anda kaynayan, sıkışan, kontrol edilemeyen bir insan kalabalığı oluştu. Kapılar saat beşte açılacaktı. Saat 18.45’te açıldı.

O noktada mesele artık konser değildi.Mesele güvenlikti.

15.000 kişinin geldiği söylenen bir organizasyonda konser alanının içinde tuvalet olmaması ise başlı başına bir plansızlıktı. Üstelik hedef kitlenizin büyük kısmı çocuklar ve onların anneleriyken… Bir çocuğun temel ihtiyacını bile hesaba katmayan bir organizasyona başarılı demek mümkün değil.

İçeride yaşananların tamamına tanık olmadım. Çünkü kızım, ailem ve arkadaşlarımla birlikte erkenden giderek sahne önünde yer almayı başardık. Kızım konseri en önden izledi ve biz geceyi hasarsız atlattık. Ama bunun nedeni organizasyonun başarısı değil, saatler öncesinden yaptığım planlamaydı.

Bir de işin hiç konuşulmayan başka bir tarafı var: İnsanlar…

Konserin ilk dakikalarında, “en önde” yanımda duran bir hanımefendi görüş alanını gerekçe göstererek eliyle başımı itti. Şaka değil, çok net. ☺️ Yanında çocuğu vardı. Benim yanımda da kızım…

İçimden geçenleri burada yazmayayım.

Ama sonra çocuklara baktım. Biz nasıl davranırsak, onlar da bunu normal sanacaktı. Konuyu o an büyütmedim, çıkışa bıraktım; tabii ki haddini bildirerek kapadım. Çünkü bazen en büyük tepki, kendini kontrol edebilmektir.

Peki ya edemeseydim? Edemeyen o kadar çok insan oldu, o kadar çok kavga çıktı ki… Sorun sadece organizasyon eksikliği değildi. İnsanların birbirine karşı giderek daha tahammülsüz hale gelmesiydi. Ve en acısı da şu: Bütün bunlar olurken çocuklar izliyor.

Belki konseri unutacaklar…Ama yetişkinlerin o gece nasıl davrandığını asla unutmayacaklar.

Neyse, gelelim çıkışta yaşanan trafik, insan seli ve kontrolsüz kalabalığa. Bir ara As Merkez önündeki köprüye baktım ve içimden “Umarım çökmez,” diye geçirdim. Bu nasıl plansızlık, bu nasıl bir beceriksizliktir?

Organizasyon dediğiniz şey sadece sahne kurmak değildir. İnsan güvenliğini düşünmektir, tuvaleti düşünmektir, girişi düşünmektir, çıkışı düşünmektir; özellikle çocukları düşünmektir!

Anladığınız üzere organizasyona notum: 0.

Manifest’e gelince…

Yiğidi öldürüp hakkını teslim etmek gerekir. Kızların sahne enerjisi muhteşemdi. Dansları, koreografileri, disiplinleri ve sahne hakimiyetleri gerçekten etkileyiciydi.

Özellikle Esin…

Belki kızımın ona hayran bakışları, Esin’in gönderdiği öpücükler ve kalpler nedeniyle objektif değilimdir ama sahnede çok güçlü bir duruşu vardı. Bir çocuğun gözlerindeki mutluluğa sebep olmak küçümsenecek bir şey değil.

Ancak aynı olumlu tabloyu vokal performansı için çizmek benim adıma mümkün değil.

Teknik aksaklıklar nedeniyle ses sisteminin tamamen sustuğu anlar yaşandı. Konuşmalar bile anlaşılmıyordu. Canlı vokal ile playback arasındaki denge neredeyse tamamen playback lehine kurulmuştu.

Bir anne olarak şahsen kızımın ileride çok daha kaliteli müziklerle de buluşmasını gönülden diliyorum.

Ama bütün bunlara rağmen kızların enerjisi ve dans performansları gerçekten takdire şayandı. Konser sırasında tünelin üzerinden ilerleyerek genel izleyici kitlesine ulaşmaları da çok ince düşünülmüş, çok şık bir hareketti. En azından arkada kalan çocuklar da kendilerini bu deneyimin bir parçası gibi hissedebildiler.

Kendi adıma, hayatımın ilk ve muhtemelen son 15.000 kişilik konseriydi.

Peki, değer miydi? Kızım için kesinlikle evet. Manifest için…

Saatlerce beklemeye, sekiz saatimizi buraya ayırmaya, bütün o yorgunluğa rağmen kızımın gözlerindeki heyecan görülmeye değerdi. Çünkü biz anneler o akşam orada kendimiz için değildik. Çocuklarımız için vardık.

Hayatımızdan bir Manifest geçti. Evet, bu kızları seviyoruz. Evet, onları destekliyoruz.

Ama onların da aynı heyecanı, aynı özeni ve aynı saygıyı; kendilerini var eden bütün şehirlere göstermeleri gerekiyor. Bursa bunu hak ediyor. Konser sonrası bir tane düzgün Bursa paylaşımı görmedik. Bu şehir, bu izleyici daha çok takdiri hak ediyor hanımlar!

Hepimize büyük geçmiş olsun; bu muazzam deneyim uzun bir süre hepimize yeter.

Bir Manifest Anasından sevgilerle…

Sebla Pamir Güler

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.