İnsan yaş aldıkça hayattan istediği şeyler gerçekten değişiyor.
Eskiden daha çok eğlenmek, daha çok gezmek, daha kalabalık olmak önemliydi belki.
Şimdi dönüp bakıyorum da benim için hayatın en kıymetli iki şeyi çok net:
Sağlık ve huzur.
Sağlık zaten tartışılmaz.
Ama huzur… Onun kıymetini insan zamanla daha iyi anlıyor.
Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla konuşuyorduk.
12 Ağustos’ta yapılan ritüellerden, eskiyi geride bırakmaktan, yeninin gelişinden bahsederken bana şöyle dedi:
“12 Ağustos’la birlikte her şey yer değiştiriyor. Eskiler eskide kalıyor, yeniler geliyor. O yüzden geride bıraktığın ne varsa 12 Ağustos’un arkasında bırak.”
Bazı şeyleri olduğu yerde bırakmak, önüne bakmak ve sana iyi gelenlere daha sıkı sarılmak…
Sarıp sarmalanmak…
Ne güzel 2 kelime aslında.
Sizi sarıp sarmalayan insanlar varsa hayatınızda, kıymetlerini bilin.
Kahve için.
Saatlerce konuşun.
Telefon çaldığında daha “alo” demeden derdinizi anlatabildiğiniz insanlar olsun hayatınızda..
Bazen telefonun çalış şeklinden bile anlarsınız.
Ben anlarım mesela. Arkadaşlarım dalga geçer benimle ama daha telefonu açmadan “Bir şey var” derim.
Sesinden, susmasından, bazen tek kelime etmeden…
Onun huzurunu da hissedersiniz, huzursuzluğunu da.
Bir şey daha var ki bence çok önemli:
Kötü günde dost çok; insana iyi günde de dost lazım.
Siz mutsuzken yanınızda olmak kadar, siz mutluyken mutluluğunuza gerçekten ortak olabilmek de dostluk.
Başınıza güzel bir şey geldiğinde sizinle birlikte sevinen, başarınızı küçültmeyen, kıskanmak yerine sizi daha sıkı sarıp sarmalayan insanlar…
Sizin sevincinizle gerçekten kıvanç duyanlar.
İşte onlar çok kıymetli.
Çünkü gerçek dostluk sadece düştüğünde elini tutmak değil; bazen mutluluktan havalara uçarken seninle birlikte zıplayabilmektir.
Bazen kilometrelerce uzakta olup yine de birbirine şifa olabilmek.
Hatta o kadar uzaktan bile onun sana sarıldığını hissedebilmek…
İşte o bağ başka bir şey.
Bir de hani bazı dostlar vardır ya, telefon çalar, yanında kim varsa “Dur, bunu hoparlöre alamam.” dersin. ????
Çünkü ağzından ne çıkacağı belli değildir.
Filtresizdir. İçtendir. Gerçektir.
Sizi de bütün filtresizliğinizle bilir.
Ben bu konuda çok şanslı olanlardanım.Hayatımda böyle can dostlarım var.
Onlar;
İyi ki varlar.
İyi ki yollarımız kesişmiş.
İyi ki birbirimizi bulmuşuz.
Hayatta ki her kalabalık zenginlik değil.Bazen bir kahve, saatlerce süren bir sohbet, gecenin bir yarısı çalan telefon, sımsıkı bir sarılma…Bazen de kilometrelerce öteden hissettiğiniz o görünmez kucaklaşma…Hayatta gerçek zenginlik galiba tam da bu.
Şimdi yazdıklarıma şöyle bir baktım da…
Sağlık dedim.
Huzur dedim.
Kahve dedim.
Dostların kıymetini bilin dedim…
Ben yaşlanıyor muyum ne? ????
Yok yok…
Herhalde sadece neyin gerçekten kıymetli olduğunu artık biraz daha iyi anlıyorum.
Gerçi ona da biraz yaş almak da deniyor olabilir ama her yaşında bir güzelliği var canım; en güzel yaşımızdayız????
Sebla Pamir Güler
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sebla Pamir Güler
Huzur Veren İnsanlar
Son zamanlarda şunu çok düşünüyorum…
İnsan yaş aldıkça hayattan istediği şeyler gerçekten değişiyor.
Eskiden daha çok eğlenmek, daha çok gezmek, daha kalabalık olmak önemliydi belki.
Şimdi dönüp bakıyorum da benim için hayatın en kıymetli iki şeyi çok net:
Sağlık ve huzur.
Sağlık zaten tartışılmaz.
Ama huzur… Onun kıymetini insan zamanla daha iyi anlıyor.
Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla konuşuyorduk.
12 Ağustos’ta yapılan ritüellerden, eskiyi geride bırakmaktan, yeninin gelişinden bahsederken bana şöyle dedi:
“12 Ağustos’la birlikte her şey yer değiştiriyor. Eskiler eskide kalıyor, yeniler geliyor. O yüzden geride bıraktığın ne varsa 12 Ağustos’un arkasında bırak.”
Ritüeldir, enerjidir; inanırsınız inanmazsınız, orası size kalmış…
Ama ben bu cümleyi çok sevdim!
Bazı şeyleri olduğu yerde bırakmak, önüne bakmak ve sana iyi gelenlere daha sıkı sarılmak…
Sarıp sarmalanmak…
Ne güzel 2 kelime aslında.
Sizi sarıp sarmalayan insanlar varsa hayatınızda, kıymetlerini bilin.
Kahve için.
Saatlerce konuşun.
Telefon çaldığında daha “alo” demeden derdinizi anlatabildiğiniz insanlar olsun hayatınızda..
Bazen telefonun çalış şeklinden bile anlarsınız.
Ben anlarım mesela. Arkadaşlarım dalga geçer benimle ama daha telefonu açmadan “Bir şey var” derim.
Sesinden, susmasından, bazen tek kelime etmeden…
Onun huzurunu da hissedersiniz, huzursuzluğunu da.
Bir şey daha var ki bence çok önemli:
Kötü günde dost çok; insana iyi günde de dost lazım.
Siz mutsuzken yanınızda olmak kadar, siz mutluyken mutluluğunuza gerçekten ortak olabilmek de dostluk.
Başınıza güzel bir şey geldiğinde sizinle birlikte sevinen, başarınızı küçültmeyen, kıskanmak yerine sizi daha sıkı sarıp sarmalayan insanlar…
Sizin sevincinizle gerçekten kıvanç duyanlar.
İşte onlar çok kıymetli.
Çünkü gerçek dostluk sadece düştüğünde elini tutmak değil; bazen mutluluktan havalara uçarken seninle birlikte zıplayabilmektir.
Bazen kilometrelerce uzakta olup yine de birbirine şifa olabilmek.
Hatta o kadar uzaktan bile onun sana sarıldığını hissedebilmek…
İşte o bağ başka bir şey.
Bir de hani bazı dostlar vardır ya, telefon çalar, yanında kim varsa “Dur, bunu hoparlöre alamam.” dersin. ????
Çünkü ağzından ne çıkacağı belli değildir.
Filtresizdir. İçtendir. Gerçektir.
Sizi de bütün filtresizliğinizle bilir.
Ben bu konuda çok şanslı olanlardanım.Hayatımda böyle can dostlarım var.
Onlar;
İyi ki varlar.
İyi ki yollarımız kesişmiş.
İyi ki birbirimizi bulmuşuz.
Hayatta ki her kalabalık zenginlik değil.Bazen bir kahve, saatlerce süren bir sohbet, gecenin bir yarısı çalan telefon, sımsıkı bir sarılma…Bazen de kilometrelerce öteden hissettiğiniz o görünmez kucaklaşma…Hayatta gerçek zenginlik galiba tam da bu.
Şimdi yazdıklarıma şöyle bir baktım da…
Sağlık dedim.
Huzur dedim.
Kahve dedim.
Dostların kıymetini bilin dedim…
Ben yaşlanıyor muyum ne? ????
Yok yok…
Herhalde sadece neyin gerçekten kıymetli olduğunu artık biraz daha iyi anlıyorum.
Gerçi ona da biraz yaş almak da deniyor olabilir ama her yaşında bir güzelliği var canım; en güzel yaşımızdayız????
Sebla Pamir Güler