SON DAKİKA
Hava Durumu

KÖPRÜNÜN ORTASINDA…

Yazının Giriş Tarihi: 18.10.2026 13:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.10.2026 13:22

Bugün İstanbul’a doğru yola çıktım.

Yol boyunca biraz düşündüm. Hayatı, yaşadıklarımızı, bazen tam ortasında kaldığımız o belirsizlikleri…

Sonra karşıma bir cümle çıktı.

“Bir geçiş dönemini, tam ortasındayken hissettiklerine bakarak yargılama. Köprünün orta yeri, her iki kıyıdan da daha çok sallanır.”

Ne kadar doğru, değil mi?

Bazen hayatın tam ortasında, her şeyin sallandığını hissederiz. Oysa belki de sadece bir geçişin içindeyizdir.

Bu düşünceyle İstanbul’a yaklaşırken, dün yaşanan felaketin görüntüleri geldi aklıma.

Şimdi diyeceksiniz ki, köprüden, hayattan, geçiş dönemlerinden söz ederken sel felaketine nasıl geldik?

Aslında tam da buraya gelecektim.

Çünkü köprünün ortasında sallanmak başka, üzerinde yaşadığın toprağın sana güven vermemesi bambaşka.

İstanbul…

Dünyanın en önemli metropollerinden biri.

Tarihin, medeniyetin, ticaretin merkezi.

Ama bir yağmur yağdı.

Ve hayat durdu.

Yollar göle, sokaklar dereye döndü. Evler, işyerleri sular altında kaldı. İnsanlar çaresizce yükselen suları izledi.

Modern dünyanın ortasında, neredeyse ilkel koşullarda hayatta kalmaya çalışan insanlar…

İzlerken insanın içi acıyor.

Çünkü mesele yalnızca su basan sokaklar değil.

Kaybedilen hayatlar var.

Bir daha evine dönemeyecek insanlar, geride kalan aileler, dinmeyecek acılar…

Bir gecede harap olan işyerleri var. Yılların emeği, alın teri, birikimi…

Sular altında kalan evler, eşyalar, anılar…

Bir de o araçlar…

Belki yıllarca taksiti ödenmiş, belki hâlâ borcu bitmemiş. Kaskosu olmayan, zararını karşılayacak gücü bulunmayan insanlar…

Kim bilir kaç kişi bugün nereden başlayacağını bilemiyor?

Ve insan bütün bunları düşününce aynı anda hem üzülüyor hem öfkeleniyor.

Çünkü çaresizlik, felaketin kendisinden daha ağır gelebiliyor insana.

Sonra yine o tanıdık uyarı:

“Zorunlu olmadıkça evlerinizden çıkmayın!”

Elbette çıkmayalım. Elbette tedbirli olalım.Ama nereye kadar?

Dünyanın en önemli şehirlerinden birinde, her şiddetli yağmurda hayatı durdurmak mı çözüm?

Yağmurun yağacağını biliyoruz.

İklimin değiştiğini biliyoruz.

Betonlaşmanın, yetersiz altyapının, doğaya bırakılmayan alanların sonuçlarını da biliyoruz.

Peki neden hâlâ bu kadar hazırlıksızız?

Doğa intikam almıyor aslında.

Sadece kendi yolunu buluyor.

Biz ise o yolları kapatıp, sonra suyun neden geldiğini sorguluyoruz.

Elbette her doğal afeti engelleyemeyiz. Ama riskleri azaltabiliriz. İnsan hayatını koruyabiliriz. Şehirlerimizi daha güvenli hâle getirebiliriz.

Çünkü felaket yönetimi, felaket yaşandıktan sonra başlamamalı.

Bir şehrin gelişmişliği, gökdelenlerinin yüksekliğiyle değil, en zor gününde insanına sunduğu güvenle ölçülmeli.

Velhasıl…

Yollar açılacak, sular çekilecek, hayat yine kendi rutinine dönecek.

Ama kimileri için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ve yaşananlar, zamanla hafızalarımızda bir başka felaket olarak kalacak.

Ben de yoluma devam edeyim. Güzel arkadaşımı ziyaret edip ona sarılayım, şifalar dileyeyim.

Çünkü hayat, bütün telaşımıza rağmen dönüp dolaşıp aynı gerçeği hatırlatıyor bize…

Önce sağlık, sonra sevdiklerimiz.

Gerisi bir şekilde yolunu buluyor…

Sebla Pamir GÜLER

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.