Yaz tatili boyunca “Okullar bir açılsa da düzene girsek” diyen anne babalarla, “Daha yeni başlamıştı!” diyen çocukların yolları yine aynı sabah saatinde kesişti.
Hoş geldin okul.
Hoş geldin alarm.
Hoş geldin trafik.
Ve en önemlisi… Hoş geldin “Hadi ama geç kalıyoruz!” cümlesi.
Yani artık sabahlarımız küçük çaplı bir operasyon merkezi.
“Çantan nerede?”
“Ödevini aldın mı?”
“Matara?”
“Servis geldi!”
“Ayakkabını neden hâlâ giymedin?”
Ve tabii bütün bunlar yaşanırken çocuk, hayatında ilk kez ayakkabı görmüş gibi bağcığıyla ilgileniyor.
İlkokul evlerinde çanta, matara, forma, kayıp kalem derken sabahın daha sekizinde bir günlük mesai tamamlanmış oluyor.
Ortaokullularda “Anne ben kendim hallederim” dönemi… ama nedense matara yine mutfak tezgâhında.
Lisede durum daha karizmatik.
Onlar zaten her şeyi biliyorlar.
Biz hiçbir şey bilmiyoruz.
Sabah konuşmak yasak.
Fotoğraf çekmek ayıp.
Okulun ilk günü heyecanlanmak ise kesinlikle ebeveynlere özgü, son derece demode bir davranış.
Üniversiteye gidenlerin evlerinde ise bambaşka bir telaş var. Bir yanda “Artık büyüdü” gururu, diğer yanda “Acaba yemek yedi mi?” mesajını atmamak için telefonla mücadele eden anneler…
Yani çocuk kaç yaşında olursa olsun sistem değişmiyor.
Biz büyüttüğümüzü düşünüyoruz, onlar büyüyor; ama içimizdeki o ses hep aynı kalıyor:
“Üzerine bir şey al, akşam serin olur.”
Okulların açılması aslında sadece çocukların okula dönmesi değil.
Biz de dönüyoruz.
Ajandalara, toplantılara, spora başlayıp üçüncü haftada bırakma ihtimalimize, “Bu sene daha düzenli olacağım” kararlarımıza…
Akşam yemek saatleri yeniden belli oluyor. Hafta sonlarının kıymeti yeniden anlaşılıyor. Pazar akşamları hafiften pazartesi kokmaya başlıyor.
Bir de okul WhatsApp grupları var tabii.
Onlar hiç gitmedi.
Sadece yazın uyudular.
Şimdi yeniden aramızdalar.
“Yarın forma mı eşofman mı?”
“Matematikten hangi sayfalar?”
“Benim çocuğum ödev yok dedi ama…”
“Arkadaşlar öğretmenimiz yazmıştı yukarıda.”
Ve sezonun değişmeyen final cümlesi:
“Ben mesajı şimdi gördüm.”
Şaka bir yana…
Yeni bir okul yılı, çocuklar için yalnızca yeni kitaplar, dersler ve sınavlar değil; yeni arkadaşlıklar, yeni cesaretler, bazen küçük hayal kırıklıkları, bazen de yıllar sonra bile hatırlayacakları güzel anılar demek.
Hepsinin yolu açık olsun.
Öğretmenlerimizin sabrı bol, çocuklarımızın merakı hiç eksilmesin. Anne babaların da kahvesi mümkünse sıcak kalsın.
Notlar güzel olsun elbette ama daha önemlisi; çocuklarımız kendilerini güvende, değerli ve mutlu hissetsinler.
Çünkü yıllar sonra kimse beşinci sınıftaki matematik sınavından kaç aldığını hatırlamıyor.
Ama iyi bir öğretmeni, güzel bir arkadaşlığı ve okul koridorunda kahkahadan karnının ağrıdığı o günü insan hiç unutmuyor.
Yeni eğitim yılı hepimize iyi gelsin.
Çocuklara başarı, öğretmenlere kolaylık, anne babalara sabır…
Ve hepimize bolca alarm ertelemeden kalkabildiğimiz sabahlar diliyorum.
Sonuncusunda biraz fazla iyimser davranmış olabilirim
Hoş geldin okul.
Hoş geldin rutin.
Hadi bakalım… Başlıyoruz
Sebla Pamir Güler
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sebla Pamir Güler
Zil Çaldı, Kaçacak Yer Kalmadı!
Ve zil çaldı.
Yaz tatili boyunca “Okullar bir açılsa da düzene girsek” diyen anne babalarla, “Daha yeni başlamıştı!” diyen çocukların yolları yine aynı sabah saatinde kesişti.
Hoş geldin okul.
Hoş geldin alarm.
Hoş geldin trafik.
Ve en önemlisi… Hoş geldin “Hadi ama geç kalıyoruz!” cümlesi.
Yani artık sabahlarımız küçük çaplı bir operasyon merkezi.
“Çantan nerede?”
“Ödevini aldın mı?”
“Matara?”
“Servis geldi!”
“Ayakkabını neden hâlâ giymedin?”
Ve tabii bütün bunlar yaşanırken çocuk, hayatında ilk kez ayakkabı görmüş gibi bağcığıyla ilgileniyor.
İlkokul evlerinde çanta, matara, forma, kayıp kalem derken sabahın daha sekizinde bir günlük mesai tamamlanmış oluyor.
Ortaokullularda “Anne ben kendim hallederim” dönemi… ama nedense matara yine mutfak tezgâhında.
Lisede durum daha karizmatik.
Onlar zaten her şeyi biliyorlar.
Biz hiçbir şey bilmiyoruz.
Sabah konuşmak yasak.
Fotoğraf çekmek ayıp.
Okulun ilk günü heyecanlanmak ise kesinlikle ebeveynlere özgü, son derece demode bir davranış.
Üniversiteye gidenlerin evlerinde ise bambaşka bir telaş var. Bir yanda “Artık büyüdü” gururu, diğer yanda “Acaba yemek yedi mi?” mesajını atmamak için telefonla mücadele eden anneler…
Yani çocuk kaç yaşında olursa olsun sistem değişmiyor.
Biz büyüttüğümüzü düşünüyoruz, onlar büyüyor; ama içimizdeki o ses hep aynı kalıyor:
“Üzerine bir şey al, akşam serin olur.”
Okulların açılması aslında sadece çocukların okula dönmesi değil.
Biz de dönüyoruz.
Ajandalara, toplantılara, spora başlayıp üçüncü haftada bırakma ihtimalimize, “Bu sene daha düzenli olacağım” kararlarımıza…
Akşam yemek saatleri yeniden belli oluyor. Hafta sonlarının kıymeti yeniden anlaşılıyor. Pazar akşamları hafiften pazartesi kokmaya başlıyor.
Bir de okul WhatsApp grupları var tabii.
Onlar hiç gitmedi.
Sadece yazın uyudular.
Şimdi yeniden aramızdalar.
“Yarın forma mı eşofman mı?”
“Matematikten hangi sayfalar?”
“Benim çocuğum ödev yok dedi ama…”
“Arkadaşlar öğretmenimiz yazmıştı yukarıda.”
Ve sezonun değişmeyen final cümlesi:
“Ben mesajı şimdi gördüm.”
Şaka bir yana…
Yeni bir okul yılı, çocuklar için yalnızca yeni kitaplar, dersler ve sınavlar değil; yeni arkadaşlıklar, yeni cesaretler, bazen küçük hayal kırıklıkları, bazen de yıllar sonra bile hatırlayacakları güzel anılar demek.
Hepsinin yolu açık olsun.
Öğretmenlerimizin sabrı bol, çocuklarımızın merakı hiç eksilmesin. Anne babaların da kahvesi mümkünse sıcak kalsın.
Notlar güzel olsun elbette ama daha önemlisi; çocuklarımız kendilerini güvende, değerli ve mutlu hissetsinler.
Çünkü yıllar sonra kimse beşinci sınıftaki matematik sınavından kaç aldığını hatırlamıyor.
Ama iyi bir öğretmeni, güzel bir arkadaşlığı ve okul koridorunda kahkahadan karnının ağrıdığı o günü insan hiç unutmuyor.
Yeni eğitim yılı hepimize iyi gelsin.
Çocuklara başarı, öğretmenlere kolaylık, anne babalara sabır…
Ve hepimize bolca alarm ertelemeden kalkabildiğimiz sabahlar diliyorum.
Sonuncusunda biraz fazla iyimser davranmış olabilirim
Hoş geldin okul.
Hoş geldin rutin.
Hadi bakalım… Başlıyoruz
Sebla Pamir Güler