Bursa…
Koskoca şehir, kimse fark etmese de büyük bir dönüşümün tam ortasında.
Tüketici dediğimiz o görünmez kitle artık eskisi gibi
davranmıyor.
Orta sınıf eriyor, insanlar yoruluyor, algoritmalar bizden önce karar
veriyor.
Ve tüm bu karmaşanın içinde herkesin tek bir talebi var:
Huzur.
Bağ kurmak, anlaşılmak, iyi hissetmek…
Markalardan artık “ürün” değil, bir nefes bekleniyor.
Dünya değişirken Bursa da dijital dönüşümün dışında
değil.
Çarşıdan AVM’ye, sosyal medyadan sahaya kadar tüketici davranışı yeniden
yazılıyor.
Bugün burada konuştuğumuz her şey aslında tek bir sorunun etrafında dönüyor:
Markalar bu değişimin neresinde duracak?
WARC’ın 2026 değerlendirmesi çok net:
Pazarlama, bildiğimiz halinden hızla uzaklaşıyor.
Kitle değil kutuplaşma, tıklama değil temas, fiyat değil güven
konuşulacak.
Ve Bursa, bu dönüşümün birebir laboratuvarı gibi.
Orta Pazar Çökerken: Yeni Bursa Tüketicisi
Orta gelirli model artık işlemiyor.
Şehirde tüketici ya premium’a yöneliyor ya da “uygun fiyat ama yüksek
değer” arıyor.
Markalar da ya yukarı çıkacak ya da yeniden değer üretecek. Arası yok.
Influencer Meselesi: Sayı Değil Etki — Bursa’da
Yeni Otorite
Bursa’da herkes influencer ama etkili olan çok az.
Takipçi sayısı değil, güven, temas, dönüşüm değerli.
Markalar için asıl sınav:
Yaratıcılığı öldürmeden profesyonelleştirebilmek.
Büyük Kaçış: İnsanlar Artık Bir Şey Hissetmek
İstiyor
Ekonomik stres, sosyal baskı, gündem yangını…
Herkes kaçacak bir köşe arıyor.
Doomscrolling değil, nefes arıyorlar.
Kısa süreli deneyimler, fiziksel etkinlikler, aidiyet yaratan temaslar…
Bu yüzden Bursa’da festivaller, etkinlikler, butik
deneyimler bu kadar yükseldi.
Çünkü tüketici artık “alışveriş” değil,
“iyi gel” diyor.
Yeni Yaşam Eksenleri: Anı Yaşayan Kuşak
Artık ev almak, evlenmek, çocuk sahibi olmak tüketimi
belirlemiyor.
Gençler gelecek planı değil, anlık değer kovalıyor.
Anlam, deneyim, özgünlük…
Markaların tüm dilini baştan kurması gerekecek.
Görünmeyen Bağlar Çağı — 2026 Pazarlamasının
Şifreleri
2026’da marka başarısı satışla değil,
insanın markaya ne kadar inandığıyla ölçülecek.
Tüketici güvendiği markaya yanaşacak, gerisine bakmayacak.
Artık mesele “büyüme” değil,
yakın durabilme sanatı.
Pazarlama eskisi gibi hesaplanabilir bir formül değil.
Bu dönem, teması olan kazanacak; dokunamayan kaybolacak.
Ürün anlatanlar değil, hissettirenler ayakta kalacak.
Ve bu kez kimse şans eseri kurtulmayacak.
Esra Yalçın Ünal
24 °C
Yorumlar