Eskiden ana haber spikerleri vardı.
Ekrana çıktıklarında ses tonlarıyla, duruşlarıyla, kelimeleri tartarak
kurdukları cümlelerle güven verirlerdi. Güzel miydiler? Evet. Hatta çok
güzeldiler. Ama güzellikleri hiçbir zaman ön planda değildi. Çünkü ana
haber, bir vitrin değil; bir sorumluluktu.
O kadınlar kalçalarını, kıvrımlarını, dişiliklerini
değil; ciddiyetlerini taşırlardı ekrana. Mini etekle değil, ölçülü bir
şıklıkla… Abartılı mimiklerle değil, kontrollü bir beden diliyle…
“Bakın buradayım” diye bağırmadan, zaten orada olduklarını hissettirirlerdi.
Çünkü ana haber spikeri olmak, görünür olmaktan çok inandırıcı olmaktı.
Bugünse tablo epey farklı.
Televizyon ekranlarında gördüğümüz yeni nesil spikerlerin
bir kısmı, özellikle sosyal medya hesaplarında, habercilik kimliğinden çok
bir “görünürlük” kimliği inşa ediyor. Instagram sayfalarında öne çıkan
kareler; habercilikten ziyade beden algısını, dişiliği, estetik müdahaleleri
ve kusursuzlaştırılmış yüzleri merkeze alıyor. Dudaklarda dolgu, mimiklerde
botoks, pozlarda fazlasıyla hesaplanmış bir çekicilik…
Elbette kimsenin bedeni, yüzü ya da tercihi
yargılanamaz. Mesele bu değil.
Mesele, ana haberin ruhu.
Ana haber; afet anlatırken gözünün içine bakabilmektir
izleyicinin.
Şehit haberini verirken tek bir mimikle bile ağırlığı bozmamaktır.
Ekonomik krizden bahsederken cümlenin kendisini, spikerin önüne geçirmektir.
Ana haber spikeri, “beğenilmek” için değil,
“güvenilmek” için vardır.
Ama bugün sosyal medya çağında, bu iki kavram giderek birbirine karışıyor.
Beğeni sayıları, etkileşim oranları, estetik algı; mesleki duruşun önüne
geçebiliyor. Haber sunumu ile kişisel vitrin arasındaki sınır bulanıklaşıyor.
Eskiden ana haber spikerleri, özel hayatlarını bile
mesafeyle yaşarlardı. Çünkü bilirlerdi ki; ekrandaki ağırlık, ekran
dışındaki ölçüyle korunur. Bugünse ana haber, çoğu zaman Instagram’ın
devamı gibi kurgulanıyor. Oysa ana haber, sosyal medya diliyle değil;
toplumsal sorumluluk bilinciyle yapılır.
Bu bir nostalji yazısı değil.
Bu bir “eskiden her şey daha iyiydi” serzenişi hiç değil.
Bu yazı, ana haberin hâlâ bir ciddiyet meselesi olduğunu
hatırlatma çabası. Çünkü haber sunmak, sadece metni okumak değildir.
Haberi taşımaktır. Ağırlığını bilerek, yerine göre sessiz kalarak,
yerine göre kelimeleri ağır ağır seçerek…
Güzellik geçicidir.
Estetik trendleri değişir.
Ama güven duygusu, bir kez kayboldu mu, geri gelmez.
Ana haber, hâlâ ciddi
bir iştir.
Ve ciddiyet, hiçbir filtreyle kazanılmaz.
Esra Yalçın Ünal
24 °C
Yorumlar
Gerçekten çok doğru bir düşünce...sonuna kadar katılıyorum
3 0
Harika özetlemişsin, yürekten kutluyorum
0 0