Ama birileri için bu sahne bile fazla.
Kısa bir video. Birkaç saniyelik bir görüntü.
Ve ardından meclis kürsülerine kadar taşınan “ahlak” nutukları.
“Türbanlı kadının elini tutmadı” deniyor.
Oysa görüntüde yanına gelen başka bir açık kadının da elini tutmadığı açıkça
görülüyor. Kadın halayın içinde, kendi hâlinde, ritme kapılmış.
Ama gerçekler önemli değil. Çünkü mesele el tutmak değil; hedef
göstermek.
Bu ülkede bir kadın;
– üç çocuk annesi olabilir,
– geçmişinde herkes gibi hataları olabilir,
– ama yaklaşık 60 anaokulu açmış olabilir…
Bunların hiçbiri yetmez.
Birileri için bir saniyelik görüntü, yılların
emeğinden daha “kıymetlidir”.
Asıl sorulması gereken şudur:
Bir okul açılışındaki halaydan ahlaksızlık devşirmeye çalışan zihniyet,
hangi ahlakın temsilcisidir?
Toplumu kışkırtmak,
insanları kimlikleri üzerinden karşı karşıya getirmek,
mikrofonu eline alır almaz bir kadının hayatını didiklemek…
Bu siyaset değildir.
Bu, linçtir.
Bugün linç kültürü sosyal medyayla sınırlı değil.
Bugün linç, kürsülerden başlıyor.
İyilik yapanı konuşmak yerine,
iyiliğin içinden kusur aramak;
çocuklar için atılan adımı görmek yerine, halayın ucundan “ahlak dersi”
çıkarmaya çalışmak…
Bu ülkeye kazandırmaz, kaybettirir.
Bir gün alkışlar diner.
Ama geriye şu kalır:
Kim çocuklar için okul yaptı,
kim kürsüden nefret üretti.
Ve tarih, her zaman olduğu gibi,
gürültüyü değil izi hatırlar.
Ve biz Konuşan Bursa
olarak şunu not düşelim:
Toplumu ayrıştırarak siyaset üretmeye çalışan, insanların en temiz anlarını
bile kirli bir dille hedef alan bu “ahlak tüccarlarına” ne söyleyesek
azdır ama yine de söylemiş olalım:
"Ahlak, halayın ucunda değil; vicdanın tam ortasında durur vesselam"
24 °C






Yorumlar