DOLAR 39,9043 ▲ %0,01
Bursa
Weather Icon  24 °C

HABERLER

Bir Ulusun Zaferi, Bir Liderin Sonsuzluğu

“Cumhuriyet yokluktan doğan bir mucize, Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük emanet. Coşkusuyla başlar Ekim, hüznüyle susar Kasım…”

Giriş: 23.10.2025 14:14 | Güncelleme: 23.10.2025 14:52
Paylaş
Bir Ulusun Zaferi, Bir Liderin Sonsuzluğu

Cumhuriyet demek…
Bir halkın küllerinden yeniden doğuşu demek.
Yokluk içinde var olabilmenin, umutsuzluk içinden umut yeşertmenin adı demek.
Cumhuriyet; bir çift mavi gözün cesaretiyle, bir ulusun sessiz çığlığıyla, bir milletin yeniden ayağa kalkışıyla anlam buldu.

O yıllarda ne yollar vardı, ne fabrikalar, ne okullar…
Yorgun, yoksul, savaşlardan bitap düşmüş bir ülke…
Ama o yokluğun ortasında bir lider çıktı:
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” dedi.
Ve bizlere yalnızca bir yönetim biçimi değil, bir yaşam biçimi, bir insan onuru bıraktı.

Cumhuriyet demek özgürlük demek.
Korkmadan düşünmek, söyleyebilmek, sorgulayabilmek demek.
Cumhuriyet; bireyin sesini devletin duvarlarına taşıyan, halkın iradesini kendi kaderine yön veren en büyük devrimdir.
Artık kimsenin önünde eğilmeden, kimsenin gölgesinde kalmadan, eşit yurttaşlar olarak yaşamanın adıdır Cumhuriyet.

Cumhuriyet demek kadın demek.
Bir milletin yarısını zincirlerinden kurtaran, kadına seçme ve seçilme hakkını birçok Batı ülkesinden önce tanıyan bir aydınlanma devrimidir.
Atatürk’ün “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” sözleri, yalnız bir hitap değil, bir devrim çağrısıydı.
Cumhuriyetle birlikte kadın artık sadece evin değil, hayatın her alanının öznesi oldu:
Doktor oldu, öğretmen oldu, pilot oldu, milletvekili oldu.
Ve bugün biz kadınlar, o yolun ışığında yürürken, bir kez daha anlıyoruz ki;
Cumhuriyet demek, var olabilmek demek.

Cumhuriyet demek gelecek demek.
Bir çocuğun hayal kurabilmesi, eğitimle özgürleşmesi, fikrini savunabilmesi demek.
Bir öğretmen olarak her öğrencimin gözlerinde o kıvılcımı gördüğümde, Atatürk’ün neyi başardığını bir kez daha anlıyorum.
Cumhuriyet; bir neslin umudunu, diğer nesle devrettiği en büyük emanettir.
Ve o emaneti korumak, yalnızca bir görev değil, bir vicdan borcudur.

Bugün, içinde yaşadığımız çağda, teknolojinin ve hızın arasında bazen o değerleri unutuyoruz.
Oysa Cumhuriyet’in kıymeti, sadece bir resmî tatilde hatırlanacak kadar basit değildir.
Cumhuriyet, sabah işe giderken kızını okula götüren babanın iç huzurudur.
Kendi ayakları üzerinde duran bir genç kadının özgüvenidir.
Bir gencin, “Benim fikrim de önemli!” diyebilmesidir.

Cumhuriyetin bize verdiği her hak, bugün dünyanın birçok yerinde hâlâ bir hayal.
O yüzden bizlere düşen görev, sadece geçmişi anmak değil, o mirası geleceğe taşımaktır.
Atatürk’ün kurduğu bu düzen, her kuşakta yeniden anlam bulmalı; çünkü Cumhuriyet yaşayan bir değerdir,
ve onu yaşatmak, bizim sorumluluğumuzdur.

Her 29 Ekim’de gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz o ışık,
sadece kutlamaların değil, bir milletin şükranının yansımasıdır.
Cumhuriyet, Atatürk’ün bize bıraktığı en değerli miras,
ve bizim çocuklarımıza bırakacağımız en büyük emanettir.

Bu ülke, yoklukta direnenlerin, inananların,
bir çift mavi gözün peşinden yürüyenlerin eseridir.
Ve biz bugün, o eserin adıyla gurur duyuyoruz:
Cumhuriyet.

Evet, Cumhuriyet
Bir milletin dirilişi, bir liderin mirası,
ve bu topraklarda sonsuza dek yaşayacak en büyük mucize.

Bu ülkenin banisi Mustafa Kemal Atatürk’e sonsuz özlem, sonsuz minnetle…


Sedef Kömbe YUCA

Yorumlar

Haber Arama